işçi sınıfının birlik, mücadele, dayanışması için

HAYDİ MÜCADELEYE!

HAYDİ ÖRGÜTLENMEYE!

Burjuvazi, 1970’te, işçi hareketinin artan mücadelesine, yoğunlaşan grev ve direnişlerine darbe vurmak için, siyasal temsilcilerine, sendikal haklarda önemli kısıtlamalar getiren ve özellikle DİSK’in ortadan kaldırılmasını hedefleyen yasa tasarısını hazırlatmış, işçi sınıfının iki günlük direnişi sonucunda ise, geri çekmek zorunda kalmıştı.

Ancak hareket daha ileri boyutlara varmadan söndü. 16 Haziran akşamı ilan edilen sıkıyönetimin ardından ertesi gün fabrikalar polis ve asker kordonu altına alındı. Tek tek fabrikalarda yer yer süren direnişler ve buna karşı gözaltılar, tutuklamalar başladı. Sayısız işçi işten atıldı.

15-16 Haziran’da harekete geçen işçiler, militanca mücadele veren, fabrikada en önde dövüşen öncü militan işçilerini koruyacak örgütlenmelerini yaratamadılar. O gün olduğu gibi, bugün de acil görev,

Fabrika örgütlerinin yaratılması ve komünist işçi partisinin kurulmasıdır.

Fabrikalardan caddelere, sokaklara sel gibi akan, tankları, barikatları aşan, fabrika kapılarını kaynaklayarak militanca direnen on binlerce işçi kardeşimizi, sendika bürokrasisi yalnız bırakmıştı. Uzlaşmacı bir tavır sergileyerek, burjuvazinin radyosundan yasalara saygı gösterilmesi çağrısında bulundular. İşçi sınıfının gerçek önderlerinin yeri, burjuva yasalarının yanında değil, sınıf çıkarları doğrultusunda mücadele eden işçi sınıfının önünde olmalıdır.

SENDİKALARIMIZA SAHİP ÇIKALIM!
SENDİKA BÜROKRATLARINI DEVİRELİM!
SENDİKALARDA DENETİMİ ELE ALALIM!
İşçi Arkadaş,

15-16 Haziran işçi direnişinde tüm burjuva partiler işçilere karşı birleşti, bir blok oluşturdular. İşçi düşmanı yasalarını elbirliğiyle hazırlayıp ortak oyla kabul ettiler.

Bu gerçek, kendi sınıf gücümüze güvenmenin zorunluluğunu, burjuva partileriyle hiçbir ortak yanımızın olmadığını, olamayacağını gösterdi bize.

Çıkarlarımızı savunduğunu söyleyen bütün burjuva partilerin, her eylemimizde bize karşı kapitalizmin çıkarlarını savunmak için birleştiğini 15-16 Haziran’da somut biçimde gördük.

O koşullarda işçileri destekleyen sosyalistler ve devrimciler oldu.

15-16 Haziran’da ve öncesi sonrasıyla yaşanan bütün olaylarda sınıf partimizden yoksun olmanın acısını çektik çekiyoruz.

Sınıf partimizi, komünist işçi partisini yaratamadığımız sürece de sistemli ve kalıcı bir mücadele yürütemeyiz, kazanımlarımızı geliştiremeyiz ve kalıcılaştıramayız, nihai kurtuluşumuz için kapitalizmi devirip işçi iktidarını kuramayız.

Bu gerçeğin bilincinde kolları sıvayalım, sınıf partimizi, komünist işçi partisini yaratmak için tüm gücümüzle çalışalım.

ÇARE BURJUVA PARTİLERİNDE DEĞİL,
SINIF PARTİMİZDE, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİSİNDE!
ÇARE PROLETARYA İKTİDARINDA, ÇARE SOSYALİZMDE!