Sınıfsız ve Sömürüsüz bir dünya için

SENDİKAL BİRLİĞİN ÖNEMİ

Bilindiği gibi sendikalar asıl olarak işçi sınıfının ekonomik mücadele örgütleridirler. Bu günlük yaşamın iyileştirilmesi, sömürünün sınırlandırılması noktasındaki mücadele sınıfın bütününü kapsayıcı, kitleselliği içermelidir.

Yine bilindiği gibi ekonomik kazanımların sahicileşmesi ve kalıcılaşması, ücret sendikacılığına karşı, ekonomik hakları sadece ücrete indirgemeyen demokratik bir mücadele, demokratik talepler için mücadele perspektifine de sahip olmalıdır.

Bu mücadelenin, sınıfın, sınıf ve demokrasi bilincinin oluşmasına hizmet eden, aynı zamanda örgütsel anlamda da sendikal demokrasiyi aşağıdan yukarıya bütün işçiler için işleten bir bütünlükte yürütülmesi, sınıf ve kitle sendikacılığının temellerine sunar.

Dünyada ve Türkiye’de on yıllardır işçi sınıfının mücadelesi, sermayenin azgınlaşan saldırısı karşısında gerilemekte; ideolojik, politik, ekonomik bütün düzeylerinde yenilmiş, geri çekilmiş durumda bulunuyor. Buna karşılık ise kapitalist egemenlik güçlenmiş durumda.

Sınıfın parçalanma süreci, diğer düzeylerde olduğu gibi, sendikal düzeyde de sürüyor. Bununla birlikte, işçi sınıfının gündelik mücadele birliği giderek zayıflıyor. İşçilerin birliği, taşeronlaştırma, özel sözleşmeli personel, memur kadrosu, sendikasızlaştırma, işsizler, çeşitli biçimlerde bölünüyor. Burjuvazinin ideolojik, politik, ekonomik her alandaki saldırısı karşısında, –sınıfın genel mücadele koşullarıyla bağlantılı olarak– direnemeyen sendikalar eriyor, yok oluyor.

Mücadelenin gerilemesinin parçası olarak sendikalarda sarı sendikacılığın etkinliği artıyor. Sendikacılığın geleceğinden umudunu kesen sendika bürokratları, konumlarını kendi kişisel çıkarları için kullanıyor, sendikal mücadelenin geçmiş birikimlerinden kalanları hızla talan ediyorlar.

Diğer alanlarda olduğu gibi, sendikal alanda da bu gerilemenin durdurulması, sürecin ters yöne çevrilmesi, bir bütün olarak sınıf mücadelesinin gelişmesine, yükselmesine bağlıdır. Sınıf mücadelesinin yükselmesi, sınıfın gündelik mücadelesinin birliğinin güçlenmesine, bu mücadelenin sınıfın genel hedeflerine yönelmesine dayanır. Sendikal mücadeleyi siyasi mücadeleye bağlamayı, ona tabi kılmayı, sınıf mücadelesinin bütün biçimlerini ayrılmaz bir biçimde komünizm doğrultusunda birleştirmeyi hedefleyen komünistlerin görevi, işçi sınıfının sendikalaşma, sendikal örgütlülüğünün geliştirilmesi, yığınsallaştırılması, demokratikleştirilmesi, sendikalardan sarı sendikacılığın temizlenmesi mücadelesinde bütün güçleriyle yer almak, öne geçmeye çalışmaktır. İşçi sınıfının gündelik mücadelesinin birliği, komünist bir siyasi hareketin temeli olduğu gibi, komünistlerin siyasi çalışmasının da zeminidir.

Bu noktada açığa çıkan en önemli görevlerden biri; varolan sendikalardaki sarı ve bürokratik sendikacılığın teşhiri, tabandan, üretim birimlerinden başlayarak hangi sendika olursa olsun, bu anlayışların ve bunların temsilcilerinin temizlenerek, bu sendikal birimlerde sınıf sendikacılığının hakim kılınması mücadelesinin verilmesidir.

Bu anlamda sendikal faaliyet doğrudan üretim birimlerinde sınıf çalışmasının bir yanı ama önemli bir yanı olarak ele alınmalıdır. Sendika bürokratlarını bir biçimiyle örgütleyerek veya işçileri sendika bürokratı haline getirerek sendika yönetimlerini ele geçirme veya bu tarzla sendikal çalışma yapma hem doğru hem de kalıcı sonuçlar üretmez, tersine var olan statükonun devamına hizmet eder.

Bugün, genelde kabul gören “devrimci işçiler sendika yönetimlerine” sloganı yerine; bu sloganın yanlışlığından değil bizim verili koşullarımızın gereği “devrimci işçiler bulundukları üretim birimlerinde sınıf sendikacılığının ilkelerini gerçekleştirmeye” sloganı öne çıkarılmalıdır.

Genel olarak çalışma yapılan üretim biriminde hangi sendika yetkiliyse o sendikada olunmalı ve o üretim birimindeki sendikayı sınıf sendikacılığı temelinde örgütlemeliyiz. Eğer çalışma yaptığımız birimde sendika yoksa, o iş kolunda hangi yetkili sendika amacımıza nispeten daha uyumluysa onu seçmeliyiz.

Genel sendikal politikamızın bir parçası olarak da, yasal ve yasadışı yollarla sınıfın karşısına çıkarılan sendikal engellemelere, sendikasızlaştırma politikalarına karşı demokratik bir hak olan sendikal örgütlenme özgürlüğü için geniş çaplı kampanyalar önermek ve bu noktada sınıf içinde ajitasyon ve propaganda faaliyeti yürütmek öne çıkarılmalıdır.

Sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya mücadelesindeki işçi sınıfının, bugün sermayenin saldırılarına karşı en temel görevlerinden biri de sendikal birliğini yaratmasıdır.